22 Şubat 2010 Pazartesi

Wavves

22 Şubat 2010 Pazartesi 0
California çıkışlı Wavves, sonundaki -s ekine rağmen esasen kaykay tutkunu Nathan Williams'ın tek kişilik ilginç müzik projesi. İlginç dememin sebebi, ortaya çıkan müziğin kafanın iyilik derecesiyle doğru orantılı derecedeki deneyselliği ve ardısıra gelen garip ve heyecanlı gürültüler. İlk albüm 'Wavves' ve sonrasında ikinci albüm 'Wavvves'i çıkaran (dördüncü albümün adı ne olacak acaba?) Williams, son albümüyle ve barındığı halüsinatif coşkular ve basit ama eğlenceli sözleri (California Goth'daki 'I am a perfect person! I am a perfect catch!' çığlıkları gibi.) ile henüz geride bıraktığımız 2009'a damgasını vurmuş görünüyor. No Age, Japandroids, caUSE co-MOTION!, Vivian Girls gibi gruplara benzetilen Wavves, bütün bu benzetmelere rağmen bu çerçevenin dışında birkaç akrobatik hareketle biz yeni bir tat sunuyor. Az bilinirliğine, kısıtlı videoları ve diskografisine rağmen deneysel odaklı dinleyicinin ilgisini çeken Wavves, küçük ama sağlam kitlesinde kendisine iyi bir yer edinmiş gözüküyor. Zor beğenişi yüzünden sıkça Türkçeleştirilerek okunabilen Pitchfork'un da 2009 tarihli Wavvves albümüne 8.1 verdiğini de not düşelim.

Her ne kadar Wavves'in özündeki hiperaktif tonu yeterince yansıtamıyor da olsa bir fikir vermesi ümidiyle, bir Wavves videosu; No Kids:





Wavves parçalarının en iyi birkaçı, kalitesiz fotoğraflar, ucuz Wavves art workleri ve daha fazlası için: http://www.myspace.com/wavves

20 Şubat 2010 Cumartesi

Best Coast

20 Şubat 2010 Cumartesi 0


2009 da lo-fi müziklerdeki yükselişe hepimiz tanık olduk. İlk aklıma gelen Vivian Girs. Yaptıkları iş eski lo-fi indie pop müziği (özellikle talulah gosh) yeni sounda uyarlamaktı. Basit bir mantık ama çok tuttular. 2008'den 2009'a geçerken hayatımızda birden lo-fi gruplar türemeye başlamıştı. Wavves, Dum Dum Girls, No Age, Crystal Stilts...

Yeni keşfettiğim Best Coast Bethany Cosentino (aka. Pocahaunted), LA'li bir kızın NY'e gidip sahilleri özleyip müzik yapmasıyla başlıyor. Yaptığı müzikte fazlasıyla surf ve garage pop etkilerini görebilirsiniz. Şarkıları genelde güneş, deniz, yaz dan bahsediyor. Bence bir şansı hakediyor.

18 Şubat 2010 Perşembe

Emmy the Great

18 Şubat 2010 Perşembe 0



Hong Kong doğumlu Emma Lee Moss, ufak yaşta Londra’ya taşınmasından sonra şarkı yazarı piyasasında adını Britanya’dan duyurmuş oldu. Yeni akım folk müziği, “anti-folk” ile.
Tilly and the Wall, Martha Wainwright, Jamie T ile turlara katılıp, Lightspeed Champion and Fatboy Slim ile de çalışmışlığı var Emily’nin. Ayrıca ash’ın frontmani Tim Wheeler’ın Tracers şarkısını da beraber yapmışlar. Bugün müzik dünyasında önemli sayılan Standon Calling, the Truck , Green Man, Latitude, Reading, Glastonbury gibi festivallerde de kendini gösterdi. Bu konser ve festivallerde çaldığı canlı ekibi ise bilinen müzisyenlerden: Younghusband’dan Euan Hinshelwood, So Say So’dan Glenn Kerrigan, Three Trapped Tigers’dan Tom Rogerson, Pengilly’s’den Ric Hollingberry.
“Mükemmel Emmy”nin sadece bir albümü (First Love, 2009), birkaç da ep’si var (sayabildiğim kadarıyla yedi).
Şarkı sözlerinde alaycılık sık sık görüldüğünden ya da albüm kapaklarının benzerliğinden mi bilmem  başta bir “Lily Allen” korkusu geçirip, müziğinin daha çok Laura Marling, Slow Club gibi benzerlik göstereceğini First Love ile dinletti. Yavaşça kulağa yerleşen ve kalıcılık yapan bir albüm ki, ölümden, hamilelikten, sorunlu ilişkilerden bahsediyor çoklukla.  Yaylılar olsun, piyano olsun yerinde bir popülerlikle ilerliyor.
Ben de size Absentee, First Love ve We Almost Have a Baby şarkısını öneririm.
Bu arada Emmy The Stool Pigeon ve Drowned in Sound dergilerinde yazıyor. İleride müzik yazarlığını devam ettireceği sorununa verdiği cevap ise,
“Eğer çok uzaklaşıp diğer tarafa geçersen, asla Jedi olamazsın.”              
Çok haklı!

10 Şubat 2010 Çarşamba

Frog Eyes

10 Şubat 2010 Çarşamba 0

Frog Eyes yeni plak şirketi Dead Oceans'dan çıkan yeni albümünü yayınladı.Albümün adı 'Paul's Tomb: A Triumph'.Yukarıda gördüğünüzde albüm kapağı oluyor.Buraya tıklayarak albümden 'Flower in a Glove' isimli parçayı dinleyebilirsiniz.9 dakikalık parça albümün geri kalanını dinlemek için sabırsızlığımı arttırıyor.

6 Şubat 2010 Cumartesi

Video# St. Vincent: "Laughing With A Mouth Full Of Blood"

6 Şubat 2010 Cumartesi 0
St. Vincent yeni videosu "Laughing With A Mouth Full Of Blood" bence inanılmaz tatlı olmuş.



"Excuse me, sir! This is an in-store.. not a riot!"
"It would make my heart feel better if you were quiet."

24 Ocak 2010 Pazar

Slow Club

24 Ocak 2010 Pazar 1


Eğlenceli şarkı sözleri ile yani bazen gülmekten kendimi alamasam da İngiliz usülü folk rock ikilisi Charles Watson (vokal & gitar) ve Rebecca Taylor (vokal, gitar, perküsyon) Slow Club isimli grup içinde 2006 yılından beri icraat içindeler. Sheffield’li grup Lonely Hearts’dan çıkmışlar hem de.

Grupların ilk keşfi hayli önemli olsa gerek… Yani yaptıkları reklam… Hangi festivallerde oldukları, hangi plak şirketi le çalıştıkları falan. Pek de önemsiz gelse de şimdi, nasıl ve ne şekilde kulağa gelip de sevdirmek şu denizde kum misali piyasa da gerçekten zor. Slow Club için de muhtemelen. İngiltere’den çıkıp dünya müziğini yönetmek çok kolay olmamıştır mesela Pink floyd’a ya da yeni nesil bir grup Radiohead’den. Slow Club o kadar iddalı bir müziğe, dünyayı değiştirmeye, barışı bulmaya çalışmıyor ki. Çimlere gidelim, bulutları bir şeylere benzetelim, ilişkimizi yeniden gözden geçirelim, beraber kahvaltı edip güzel bir filmle güne başlayalım, sonra o karakterleri bütün gün sürdürelim…

Hoş dönüp baktığımızda barışı, değişen dünyayı çok aradık. Ama hala olmayan bir şey.
Slow Club, barışı getirmese de şişelerle, sandayelerle, tahtalarla yaptığı ritimler minimalistliğine reçel sürsün! İnsalara gülümseme ve ya.

Chuck dizisinin ikinci sezon finalinde “Christmas Tv” ile duyulmuş olsa gerek. Çünkü artık diziler şahane müzikler taşıyabiliyor. Eskiden romantik sahnelerde duyulan ince piyano ya da biraz daha erotik sahnelerdeki saksafon sesi, artık pek çok indie, folk ve rock grupları tarafından ele geçirildi!

Bize de gün doğdu!

İki ep, bir albüm, birden çok singleları var gibi. 2009’da Yeah So albümü ve 2007’deki Christmas, Thanks for Nothing ve 2008’de Let's Fall Back in Love ep ile piyasa da Moshi Moshi plak şirketinden dünya müziğine hediye.

İşte video.



Viral* virüs(lü).

19 Ocak 2010 Salı

Coachella 2010 line-up

19 Ocak 2010 Salı 0
Giden olurmu bilinmez ama line-up açıklandı...


















12 Ocak 2010 Salı

Okkervil River - The Stage Name

12 Ocak 2010 Salı 0

Selam! Öncelikle uzun zamandır yazamadığım için blogu takip eden ve yazan arkadaşlarımdan özür dilemek istiyorum. Neden yazamıyorsun diye sorarsanız da imkansızlık cevabını verebilirim. Okkervil River'in Austin'li bir indie rock grubu olduğunu biliyoruz o yüzden direk The Stage Name'den bahsedeceğim. Albüm alışıldık çizgiden çıkmadan eğlenceli bir ziyafet sunuyor. Grubun hızla giden şarkıları bir anda yavaşlatması ve yavaş gidenleri de bir anda eğlenceli bir havaya büründürmesi bu albümde de devam ettiğini söyleyebilirim. Her ne kadar bu özellikleri barındırsa da albüm yenilikçi bir şey vaat etmediğinden Black Sheep Boy albümünün gölgesinde kalmaktan kurtulamıyor. Benim kanaatimce Okkervil River da albümden pek memnun olmamış ki hemen bir sene sonra The Stand Ins.'i piyasaya çıkardılar.

myspace/okkervil river

10 Ocak 2010 Pazar

Bolt Action Five (Is Dead)

10 Ocak 2010 Pazar 0



Bolt Action Five, kendilerini endüstriyel pop kategorisi altında tanımlayan Londra çıkışlı -eski- bir indie rock grubu. 2006'da kurulmuş ve 2008 yılında dağılmış (fazla imaj derdine düşmekten olması mümkün gibi) hatta albümsüz fakat wikipediye adını yazdırmış bir ün aralığında bir grup; denemeye değer, zira gene aynı ün derecesindeki dergilerce synth heavy urgent space-indie magic şeklinde tanımlanan bir müzik yapmışlar zamanında. Hadouken!, Shitdisco, Late of the Pier, Clor, Test Icicles (Bolt Action Five'ın 'Think Fast' adlı şarkılarında bu tadı almak mümkün), Klaxons, Metronomy ve M.I.T. karışımı tadındaki grubun eski üyeleri şimdi Fables ve Danimal Kingdom adlı projelerde takip edilebilir:

http://www.myspace.com/fablesmyspace
http://www.myspace.com/kingdomofdanimal



ve Bolt Action Five'ın bağımlılık yapabilen parçası 'Can The Freedom Regulate The Volume?':

9 Ocak 2010 Cumartesi

Charlotte Gainsbourg

9 Ocak 2010 Cumartesi 4
Herkes Charlotte Gainsbourg'u tanıyor değil mi? Kim olduğunu anlatmama gerek var mı? The Science Of Sleep'i de mi izlemediniz yoksa? Tamam, hepsini geçtim; Serge Gainsbourg ve Jane Birkin'in efsane aşkı? Eğer kim olduğunu bilmiyorsanız, biraz yorulun ve araştırın. Bu zamana kadar yaptığınız tembelliği telafi edin. Charlotte Gainsbourg 2. albümünü yayınladı. Aslında 3. sayılabilir. Kendisi daha 15 yaşında bir kız çocuğuyken, babasının şarkılarını söylediği Charlotte For Ever albümü pek de dikkate alınası bir albüm değil. 2. albüm Beck'in katkısıyla ortaya çıktı. İlk albüm de Air ve Jarvis Cocker desteğiyle çıkmıştı. Yeni bir albümde bir Guy Garvey parmağı olur mu diye düşünmedim değil. Ama tabii ki böyle bir şeyin gerçekleşmesi pek mümkün değil. Charlotte Gainsbourg'a karşı ne kadar bir sempatim olsa da, en sevdiğim müzisyenlerden birisi olan Guy Garvey'in böyle bir albüm yapmaya pek sempatiyle bakacağını sanmıyorum. Ama insan yine de merak ediyor. Beck, Air ve Jarvis Cocker gibi übermensch'lerin katkısıyla böyle bir şey ortaya çıkıyorsa, diğer bir übermensch Guy Garvey'le neler yapardı diye. Charlotte Gainsbourg'u tanımayanlar, hala araştırmadınız değil mi? Yazının bitmesini mi bekliyorsunuz yoksa? Tamam, peki o zaman. Küçük bir bilgi size; Charlotte Gainsbourg, Serge Gainbourg ve Jane Birkin'in arasında geçen, ve kült film olası aşkın meyvesi. Bu yüzden kendisinin de insan üstü yeteneklere sahip olması gerektiği gibi bir fikir var ortada. Tamam, oyunculuk açısından iyi bir yeteneği var, şarkı söylemesi de bir o kadar iyi. Ama çıkarttığı bu iki albümde de başkalarının şarkılarını söyledi. Kendisinin çok iyi bir solist olduğunu söyleyebilirim, ama müzisyen olduğunu kabul edemem malesef. Yeteneği olmadığından değil, kendisinin piyano çaldığını ve müzik bilgisinin olduğunu biliyoruz. Albümlerinde neden böyle bir yol seçtiğini anlamaya çalışmak, sizi biraz paranoyakça düşüncelere sevk edebiliyor. Örnek olarak; Pazarlama stratejisi? Air, Jarvis Cocker ve Beck sevenlerin de Charlotte Gainsbourg'a kulak kabartması? Bu müzisyenlerin, insan üstü olduğu sanılan bu kadının albümüne destek vererek, çorbada tuzum olsun da, bu süper insanın bulunduğu yerde benim de payım olsun mantığı? Ya da sadece Serge Gainsbourg ve Jane Birkin'e olan hürmet? Hepsi benim saçma fikirlerim olabilir tabii. Bunların dışında, 2009 tarihli IRM kötü bir albüm mü? Kesinlikle değil. Bünyede 5:55 etkisi yapmasa da dinlemeye değer. Bir Beck albümünü Charlotte Gainbourg yorumuyla dinliyormuş gibi bir tat var ortada. Heaven Can Wait çıkış şarkısı olarak seçilmişti. Klibinin güzelliğine kapılıp, onlarca kez izleyip, dinledikten sonra bu şarkının gerçekten iyi olduğuna karar verdim. Şarkının sözlerini de güzel kelimesiyle açıklamak yanlış olur. Daha iyi bir kelime düşünün ve güzel kelimesinin yerine onu koyun. Bu albümde dikkatimi çeken bir diğer şarkı da Me and Jane Doe oldu. Anti-folk akımının kıvırcıklı saçlı, garip kadını Kimya Dawson'ın şarkılarını andırıyor bu şarkı. Bu sebepten olsa gerek, bu şarkıyı da albümün güzel şarkıları arasına ekledim kendi çapımda. IRM ve Master's Hand de es geçilmemesi gereken şarkılar.2009'un son anlarında çıkan bu albüm kesinlikle dinlenmesi gereken bir albüm, fakat söylediğim gibi ortada bir 5:55 durumu yok. Şimdiden söyleyeyim de üzülmeyin.

Search

 
◄Design by Pocket► Distributed by Blogspot Templates