
Kanada’nın soğuk ikliminden, bir bardak sıcak kahve kadar iç ısıtıcı, Leslie Feist! İşte tanıştıralım sizleri, punk dalgalanmasının ardından 3 albümlük bir geçmiş, yumuşak bir yapı, acaba yeni bir Norah Jones mu yoksa Cat Power mı derken kendini daha farklı ama daha güzel ifade etmiş bir bayan.
Albümlerinde gerek davul-bas-gitar rocklamasının yanında keman, çello gibi tatlar da var fakat çalgı aleti gibi kullandığı sesi pek çok kuru folk- alternatif tarzından dinlemesini arttırıyor, oynatma listemize, mp3 çalarlarımıza sinsice girmesini sağlıyor. Tatlı sertliği pek çok kapıyı açmasının yanı sıra, duruşuyla müzik piyasasında oldukça kalıcı gibi görünüyor. Şimdilerde Toronto’da tanımayanın kalmadığı, ilerleyen albümlerinde eminim bayan vokalistler içinde en bilindiklerden biri olacak.
Açılışını Monarch (Lay Your Jewelled Head Down) ile 1999’da başlatmış, ardından gelen Let It Die (2004), The Reminder (2007)’la kendini daha da büyütmüştür. Evet söylemeden olmaz, bir de Open Season (2006) adında derleme albümü var.
Tekrar Monarch’a gelirsek, ki zaten albümleri birbirinin devamı; zincirin ilk halkası, iyi örnekler vererek biraz daha yakınlaştırıyor. Yol ve deniz şarkıları, Leslie eşliğinde kulaklarda. Sakinlik arıyorsanız eğer bu yaz, elinize alın bir kahve buyurun Monarch’ı.
01 It's Cool to Love Your Family
02 The Onliest
03 La Sirena
04 One Year A.D
05 Monarch
06 That's What I Say, It's Not What I Mean
07 Flight #303
08 Still True
09 The Mast
10 New Torch
Bu da linkikiki.
http://www.listentofeist.com/










Efendim geçenlerde şöyle yeni neler yazılmış diye bakmak için bi girdim baktım ki milattan öncelere dayanan tarihte yazmışım en son yazımı. Hemen oturdum tabi bişeyler yazayım diye, o sırada dinlediğim louise attaque'ı kurban seçtim ama bu sefer farklı bi albümle. Daha önce A Plus Tard Crocodile için bir tam sayfa yazı yazmıştım sonra üşendim tekrar bloga yazmayı bıraktım bi köşeye, sonra yazarım diye. Sonra "ben neden ilk albümünü dinlemedim" dedim. Hemen indirdim Louise Attaque'ı tabi bu olaydan 10 gün sonra ancak fırsat bulupta oturup dinleyebiliyorum. Bu grubun bende yeri farklıdır birazcık. Bi ara Edith Piaf'a sardığımda tesadüfen internette bi keşif turunda rastladım Louise Attaque'a hemen indirdim albümü. Tabi benim bilgisayarımın klasörlerinde kütüphanelerin uç bucak köşelerinde tozlu kitaplar gibi kaldı bir süre. Baya sonra bu neymiş dedim dinlemeye başladım hasta kaldım. Louise Attaque'ın kendi adını taşıyan ilk albümleri 1994'te kurulan fransız rock grubu(kimileri folk rock olduğunu savunuyor kimileride bunu saçma buluyorlar sanırım grup 2. kezde dağılıncaya kadar devam edicek bu tartışmalar. Grubun bu albümü iki buçuk milyon kopya satmış ve (herkesin ortak bir görüşü) Fransa'dan çıkan en iyi gruplardan birisi olduğu şeklinde. Prodüktörlüğünü Gordon Gano üstlenmiş(zaten kötü bişey çıkması imkansız). Bu kadar wikipedia bilgilerinden sonra asıl konuya gelelim. Çok farklı bi albüm Louise Attaque en başta eğlenmeliyim ve daha sonra kesinlikle fransızca öğrenmeliyim gibi düşüncelerle albümdeki dakikalar dakikaları kovalıyor. Fakat aynı şarkının bi benzerini bulmak imkansıza yakın. Zaman zaman keman sesleri sözlerin tamamlayamadıklarını dile getiriyor. Arada müzik duruyor ve fransızcayla başbaşa kalıyoruz. Yani başta yaptığım gevezelikler albüme gelince duruyor, çünkü gerçekten harika bişey ve herkesin kendine farklı bi pay çıkarması gerektiğini düşünüyorum.