8 Eylül 2008 Pazartesi

Sufjan Stevens Invites You To: Come On Feel The Illinoise

8 Eylül 2008 Pazartesi 0

Benim bi kuzenim var. Artık dinlemediğim müzik cdlerini ona veriyorum, o dinliyor. Green Day, AC/DC, The Beatles hayranı oldu. Şu an 12 yaşında, keman çalıyor. Aslında sadece keman değil. Eline aldığı müzik aletini çalabiliyor. Nota bilgisi yok ayrıca. Org, flüt, ksilofonda bir sürü şarkı çıkarttığına tanık oldum. Gittiği kurstaki arkadaşlarıyla bir kaç konser verdi. Kursta da notaları nasıl öğrenmez anlamıyorum. Kulaktan çıkartıyor şarkıları. Neyse.
Geçenlerde ona bi şarkı dinlettim, kemanınla bu şarkının aralarını yapabilir misin dedim. Bilmem ki dedi. Bir hafta sonra bize gelmişti. Şarkıyı ne yaptığını sordum. Yaptım dedi kemanı çıkarttı ve şarkının aralarındaki kemanları çaldı.
Bir de Sufjan Stevens var. Her Sufjan dinlediğimde bu kuzenim gelir aklıma.
Sufjan'ın ailesi, Sufjan'ı kapıda "seni seviyorum" yazan bir notla birlikte süt sepetinin içinde bulmuş. Birden fazla müzik aletini çalabiliyor, Illinois albümünün kartonetinde şöyle yazıyormuş "Sufjan Stevens plays the following instruments: acoustic guitar, piano, wurlitzer, electric bass, drum kit, oboe, miriam's alto saxaphone, in tunel, sunmin's flute, daniel's banjo and/or matt's banjo (depending on which one was in tune), shara's glockenspiel, laura's rickety accordian, a rentled vibraphone, var,ous recorders (sufjan owns the tenor, soprano, and sopranino, but he barrowed monique's alto), a casiotone mt-70, sleigh bells, shakers, tombourine, triangle, and a baldwin electric church organ. oh lord, help us!.
Oh lord help us, daniel's banjo or matt's banjo filan demesi komik midir, sevimli midir bu yaptıkları nedir?
Ayrıca karizmatik (evet yakışıklı lan!) bi arkadaşımız. Bugüne kadar çıkarttığı albüm sayısı 7.
Şarkılarının isimleri o kadar uzun ki bir Ramones şarkısının sözleri bi Sufjan Stevens şarkısının adından daha kısadır. Örnek olarak "The Black Hawk War, or, How to Demolish an Entire Civilization and Still Feel Good About Yourself in the Morning, or, We Apologize for the Inconvenience But You're Going to Have to Leave Now, or..." şarkısı Sufjan'ın Illinois albümde yer alan bir şarkı. "I don't wanna walk around with you. So why you wanna walk around with me?" bunlar da Ramones'un I Don't Wanna Walk Around With You şarkısındaki sözler.
Sufjan Stevens'ın kariyeri, kurduğu folk müzik grubu Marzuki'yle başlıyor. Daha sonra solo takılmaya karar veriyor ve olaylar gelişiyor.
İlk çıkarttığı albümünün ismi "A Sun Came". Bu albümle pek dikkat çekmeyi başaramamış.
Daha sonraki yıllarda Little Miss Sunshine filminin soundtrackinde "No Man's Land" ve "Chicago" isimli şarkılarıyla yer almıştı.
Ayrıca Amerika'nın 50 eyaleti hakkında albüm yapma gibi çılgın bi planı da varmış kendisinin.
İşte bu 50 eyalet serisinin ikinci albümü; Illinois yani tam adıyla ‘Sufjan Stevens Invites You To: Come On Feel The Illinoise’ 2005 yılında piyasaya çıktı.
İnsanın dinledikçe dinleyesi gelen bi albüm.
Güneşli bir günde çocuklar dışarda top oynarken balkonunuzda çayınızı yudumlarken şahane gidicek bi albüm.
Ya da yağmurlu bir günde şimşekler çakarken yaktığınız sigarayı harcatıcak bi şarkı; The Seer's Tower.
linkiki

Amy MacDonald - This Is The Life


Geçenlerde İngiltere'de kim ne kadar satmış diye bakarken farkettim Amy MacDonald'ı. Albümü Radiohead'in ardından ikinci gidiyordu. 1987 yılında İskoçya'da doğmuş kendisi. 15 yaşından beridir sahnelerde. 2007 yılında çıkardığı bu debut albümle de şahane bir başlangıç yapmış kariyerine.
Çalarım gitarımı söylerim şarkımı tadında yapılmış bi albüm This Is The Life, abartılar, süsler, gereksiz eklentiler filan yok. Gayet sade. Sadeliğin güzelliği bu olsa gerek.
Bi kaç röportajında, deliler gibi Travis hayranı olduğunu, onların müziğine bayıldığını söylemiş. Amy'nin müzik yaparken etkilendiği bir diğer grupta The Libertines. Amy'nin müziğinden çoğu insanın aldığı gibi KT Tunstall tadı aldım bende. Amy mi daha iyi KT mi deseler, KT'nin yeri ayrı derim onlara.
Resmi sitesindeki biyografisine de "It's all Pete Doherty's fault. No, it's down to Red Hot Chili Peppers. Or do we finger Fran Healy of Travis? Nah, sod it, let's blame Ewan McGregor and Jake Gyllenhaal." diyerek başlamış, hoş olmuş.
Sitesine şurdan ulaşılabiliyor. Amy'nin The Killers'ın Mr.Brightside şarkısına yaptığı coverı sitede bulabilirsiniz.
linki

Bonobo


Birkaç gün önce dinlemek için yeni bir şeyler ararken tavsiye üzerine Bonobo’nun sesine kulak vereyim dedim. “Animal Magic, “Days to Come” albümleri ve “Live Sessions EP” leriyle başladım. Tür olarak chillout, trip-hop çizgisinde gezinmekte kendisi.Albümleri indirdiğim sırayla dinledim. eğer bu albümlerle başlamak isterseniz size de aynı şeyi öneririm. çünkü yeni bir şeyler dinlemeye başladığımda direk en güzel albümden başlarsam diğerlerine geçtikçe beklentimin altında şeylerle karşılaştığımda sıkılıyorum, bir daha hiç açmamak üzere kapatıyorum albümü. Bu sefer başladığım sıra öyle güzel olmuş ki albüm atladıkça daha da güzelleşti şarkılar. Animal Magic albümünden özellikle çok beğendiğim bir kaç şarkı var.

-Dinosaurs
-The Plug
-Silver
-Sleepy Seven.
Albümü ilk dinlediğimde aklımda kalan şarkılar bunlar olmuştu. Üçüncü dinleyişte de fark ettim ki hala beni etkileyen şarkılar bunlar. Ama bütün olarak da dinlerken sıkmayan bir albüm.

Days to Come ise kesinlikle bütünüyle dinlenmesi gereken bir albüm olmuş. Şarkılar geçtikçe kendinizi daha da kaptırıyorsunuz bu sakin tempoya. 4 şarkıda Bajka adlı bayan vokalin sesini duymak albümü daha da güzel kılıyor. Özelikle “Walk in the Sky “ şarkısında müthiş bir uyum içindeler Bonobo ile Bajka. Cuk oturmuş resmen o güzelim ses müthiş ritimlerin üstüne.
Live Sessions EP lerine geldiğimizde ise Noctuary ilk dinleyişte kulağımın benimsediği şarkı oldu. En harika şarkılarından biri belki de.
Sonuçta sakinliği, dinlerken sıkılmayacağımız hoş ritimlere yaymayı başarmış Bonobo.
dinleyin bol bol, ben çok sevdim sizde sevin.

Live Sessions EP
Days to Come
Animal Magic

Calexico and Iron & Wine - In The Reins


Calexico ve Iron & Wine ortak yapımı bi albüm. Bu cümle bile bu albümü dinlemenize sebep olucak biliyorum ama yine de biraz bilgi vermekte fayda var.
Calexico 1997'den bugüne 6 tane albüm ve bunların yanında 7 tane de tur albümleri çıkartmış amerikalı bi grup. Folk, alternatif-country tarzında müzik yapıyorlar.
Iron & Wine aslında Sam Beam'in kullandığı sahne adı. Bugüne kadar çıkarttığı üç albüm var. Onun tarzına da folk, indie diyebiliriz.
2005 yılında çıkan In The Reins'deki tüm şarkıları Sam Beam yazmış. İki grup birlikte bir stüdyoya girip şarkıları çıkartmışlar. I'm Not There filminin soundtrackinde de adları var bu birlikteliğin. Bob Dylan'ın Dark Eyes şarkısını coverlamışlar bu film için. Daha sonra da birlikte çalışmaları devam etmiş. Iron & Wine'ın üçüncü albümünde Calexico'dan Joey Burns'ün de parmağı var.
In The Reins, yaklaşık 15 kişinin ortak çalışması sonucu ortaya çıkmış bi albüm. Bonus trackler dışında 7 şarkıdan oluşuyor 27 dakika gibi kısacık bi süre içinde de bitiyor. Tracklist şöyle;

1. "He Lays in the Reins"
2. "Prison on Route 41"
3. "A History of Lovers"
4. "Red Dust"
5. "16, Maybe Less"
6. "Burn That Broken Bed"
7. "Dead Man's Will"

Bonus şarkıların olduğu versiyonda He Lays in The Reins, Prison on Route 41, A History of Lovers, Burn That Broken Bed gibi zaten albümde olan şarkıların canlı versiyonları olduğu gibi Rolling Stones'un Wild Horses ve Velvet Underground'ın All Tomorrow's Parties coverları da var. All Tomorrow's Parties coverına hayran oldum desem az kalır, orjinalinden iyi olan şarkılar diye bişey var oraya dahil edebiliriz rahat rahat. Sadece Velvet Underground versiyonu biraz daha boğuk olduğu için ama. Herşeyiyle çok güzel bi şarkı. Tamamen çok güzel bi albüm.
Linklinklink!
Calexico
Iron & Wine

The Notwist - The Devil, You+Me


1989 yılından beri varlığını sürdüren bir grup Notwist. Markus Acher, Michael Acher, Andi Haberl, Martin Gretschmann isimli dört almandan oluşuyor. Elektronika, indie, ambient tarz icra ediyorlar. 13 & God gibi projelerde de bulunmuşlar. Markus Acher, Lali Puna ve Ms. John Soda gibi diğer elektronik-indie gruplarla da çalışmış.
İlk olarak 1991 yılında grupla aynı ada sahip albümü çıkartıyorlar o günden bugüne toplam 6 albüm bırakıyorlar.
Ve sonunda! The Devil, Me+You bu sene çıktı. Önceki iki albümleri Neon Golden ve Shrink'i beğenmiş olanları hayal kırıklığına uğratmayacak bi tat hakim yine albümde. Ama Neon Golden'dan ya da Shrink'ten daha iyi olduğunu söyleyemeyeceğim.
Where In This World şarkısına çektikleri klibi de aşağıdan izleyebilirsiniz
link


Jarvis


Jarvis'i tanımayan yoktur heralde. Kalın çerçeveli gözlükleri, takım elbisesi, dağınık saçları, şahane dansıyla ve 1996 Brit ödüllerinde yaptığı Michael Jackson karşıtı protestoyla tam bir ekol Jarvis Cocker.
Michael Jackson, sahnede çocukları etrafına toplayıp dans ederken, MJ'nin girdiği İsa tripleri Jarvis'in hoşuna gitmez, sahneye atlar MJ'yi sahneden yaka paça atmaya çalışırken kıçını gösterir.
2006 yılında Jarvis adındaki ilk solo albümünü yayımlamıştı Pulp'ın eski solisti. Bir an önce yeni bir albüm daha yapmak istiyormuş. Yeni albümden iki tane şarkı şimdiden hazırmış hatta. 2008 yılı bitmeden yeni albümü çıkartmak istiyormuş.
Albümdeki yeni iki şarkının adları: 'Girls Like It Too' ve 'The Usual'
Jarvis albümüyse tam bi baş yapıt. Brit Pop öldü diyenlere verilebileceke tokat gibi bi cevap. Don't Let Him Waste Your Time şarkısı uzun süre akıllardan çıkmayacak tipte bi şarkı. Albüm, bi Pulp albümünün verdiklerinden çok daha fazlasını veriyor dinleyenlere. Different Class albümüyle yarışabilecek nitelikte olduğunu düşünüyorum.
Jarvis Cocker pek çok müzisyenle birlikte çalışmış, Air, Charlotte Gainsbourg, Lush, Aphex Twin, Erlend Øye, Nightmares on Wax, The Hives, Nancy Sinatra, Marianne Faithfull, Radiohead'den Jonny Greenwood ve Phil Selway gibi adına aşina olduklarımız örneğin.
Gainsbourg'un 5:55 albümündeki sözler ona ait.
Jarvis yayınlanalı neredeyse 3 sene olucak farkındayım. Zaten bu blogda da yeni çıkan albümler olur diye bişey yok. Dinleyiniz seviniz. Jarvis'e tapınız. Hoşçakalınız.
not:Jarvis olucam ben.
DOWNLOAD

Psychocandy


The Jesus and Mary Chain'in debut albümü. Noise Pop, shoegaze, alternatif rock etkileşimli bi albüm. Velvet Underground ve Beach Boys esintileri de var.
Psychocandy için shoegaze albümlerinin Loveless'tan sonraki en iyi albümüdür deniliyor.
Böyle çılgıncasına gitar efektlerinin, tonların olduğu bi albümü ilk başlarda yargıyabilirsiniz herkes gibi, "çok gürültülü, çok saçma" diyip bi kenara atabilirsiniz.. Ama bi süre sonra attığınız yerden alıp psychocandy'nin tadını çıkartır, onu anlarsınız.
Rolling Stone dergisinde, tüm zamanların en iyi 500 albümü sıralamasında 268 numara olmuş. Q dergisinin en iyi 100 britanya albümü sıralamasında 88 numara olmuş bi devrimdir.
Psychocandy

Magazine - Real Life


Magazine 1977-1981 yılları arasında varlığını sürdürmüş bi grup. Solist Howard Devoto 1977 yılında Buzzcocks'la bir EP yayınladıktan sonra gruptan ayrılmış. Daha sonra gitarist John McGeoch ile tanışıp Magazine'ı ortaya çıkarmaya karar vermişler.
1978 yılında yayınlanan Real Life, Magazine'ın en iyi albümü. Hatta hiç çekinmeden post-punk türünde ortaya çıkarılmış en iyi albümlerden birisi diyebilirim.
1979 tarihli Second Hand Daylight albümü Real Life'ın yanında biraz daha sönük kalıyor fakat dinleyenler kesinlikle zaman kaybı diye düşünmezler.
1980 yılında çıkan The Correct Use of Soap grubun git gide kötü işler çıkarması sonucu dağılmasının başlangıcı sayılabilir.
1980 yılında da bir canlı kayıt albümü olan Play'i çıkardıktan bir sene sonra Magic, Murder and the Weather albümünü çıkartıp dağılıyorlar.
Biz de arkalarından bi zamanlar Real Life albümünü yapan Magazine varmış, büyük adamlarmış hakkaten diyoruz.

Real Life

Viva La Vida or Death and All His Friends


Coldplay'in yeni albümü. Henüz piyasaya çıkmadı ama internet rezil bi yer, emeğe saygı adına pek bişey yok. Bu saygısızlar sayesinde piyasaya daha albümler çıkmadan ya da çıktıktan bir-iki gün sonra albümleri edinebiliyoruz. Evet bende o saygısızlardan birisiyim.
Albümün adının Viva La Vida or Death and All His Friends olmasının sebebi şöyle;
Başlarda iki seçenek varmış "Viva La Vida" ve "Death and All His Friends". Yapımcılar albümün adının hangisi olması konusunda karar verememiş, ikisi birden olmuş.
Viva La Vida ispanyolca "çok yaşa hayat" anlamına geliyor. "long live life"
Bu isim Frida Kahlo'nun bir tablosundan geliyor.
Albüm kapağı da fransız ressam Eugène Delacroix'nin Liberty Leading the People tablosu olarak seçilmiş.
Bu albümü indirdim bilgisayarımda duruyo, ama henüz açıp dinlemiş değilim.. Pek merak etmiyorum açıkçası, kafama eserse açıp dinleyeceğim. Zira Brian Eno'nun prodüktörlüğünü yaptığı bi albüm. Eminim çok farklı bi Coldplay tadı vardır. Brian Eno'nun olduğu yerde kötü iş çıkması garip olurdu zaten.
download

Sigur Ros - Með suð í eyrum við spilum endalaust


23 haziran'da yeni bir Sigur Ros albümü geliyor. Albümün adı "med sud i eyrum vid spilum endalaust" olucakmış, Með suð í eyrum við spilum endalaust (English translation: With a buzz in our ears we play endlessly) demişler kendi sitelerinde. Bu albümden Gobbledigook isimli şarkıyı single olarak yayınladılar ve şarkıya bir de video çektiler. E-mail adresinizi yazarak, ülkenizi seçtikten sonra, şarkıyı kendi sitelerinden ücretsiz indirebiliyorsunuz.

http://www.sigurros.com/dvd3.asp

Search

 
◄Design by Pocket► Distributed by Blogspot Templates