28 Eylül 2008 Pazar

Travis-Ode To J.Smith

28 Eylül 2008 Pazar 8

Bir kaç gün önce geride bıraktığımız boğucu yapış yapış yaz günlerinden birinde şu güzide ülkemize gelip bizleri mutluluğun tam anlamıyla doruklarına çıkartıp, nutkumuzun tutulmasını sağlayarak o günü bütün bir yazın en güzel günü yapma şerefine erişmiş, canımız ciğerimiz biriciğimiz Travis'in yepisyeni pek şukela albümü Ode to J.Smith i huzurlarınıza sunmaktan pek memnun bulunmaktayım. Hemen dinleyeniz. Dinledikçe "ne müthiş bir grupsun sen Travis tekrar gel lan, çabuk gel, Fran kuzum söz verdin, geleceksiiiğğn" diye geçirin içinizden. Lafı fazla uzatıp sizi daha fazla meraklandırmadan, buyurunuz heyecanla beklediğimiz (en azından benim öyle beklediğim) Ode to J.Smith.

Ode to J.Smith

26 Eylül 2008 Cuma

Obrint Pas

26 Eylül 2008 Cuma 1
İspanya'dan yükselen ska ateşi. Bilinen ska ritmlerinden "dolçaina" denen bir müzik aletiyle ayrılıyor Obrint Pas. (Anladığım kadarıyla bu Katalanların geleneksel çalgısı. Ama dolçainayı ilk gördüğümde aklıma Hindistan ve dans eden yılanlar geldi.) Yani klasik ska ritmlerinden alışık olduğumuz trompet, trambon gibi sesleri duyamıycaz. Skank anlayışımızda değişiyor Obrint pas da latinsel ezgilerde dans ederken buluyoruz kendimizi özellikle bu benvingut al paradís albümünden örnek vermek gerekirse Una història d'amor, pista 12 de oldukça hissediliyor.İspanyolca,rock veya ska bunlardan birtanesini bile seviyorsanız kesinlikle dinlemeniz gerekdiye düşünüyorum. Hiç olmadı dolçainayı biraz denemek için..Şimdilik 4 albüm 2 adet dvd (bir dvdnin içindede live albüm var. o live albümden bir tek da la flama yı dinledim. ve seyircilerin "parpare" demesine aşık oldum.Gayet ciddiyim.) yayınlamışlar.. Buyrun buda benvingut al paradís in linki içine bonus olarak "da la flama"nın live versiyonunu ve "som"u koydum.

tıktık

One Night Only


2008 şubatta yani ilk albümleri çıktığı zaman tesadüfen rastlamıştım bu "çıtır" elemanlara sahip gruba. İndirdiğim zamandan sonra sürekli takılmış halde dinlemeye başladım vokalin sesinden pek etkilenmiştim çünkü hemde tarzları çok hoştu indie-pop , indie-rock arasında gidip gelen tatlı bi çizgileri vardı. Herneyse çıktıklarından kısa bir süre sonra "new musical express" de gelecek vaadeden gruplar arasında gösterildi. The editors tadındaki bu başarılı grup hakkınd "ama memleketlerinde bu gruba gıcık olanlar çokmuş çok zengin ailelerden geliyorlarmış ve 'baba parasıyla bi anda albüm yaptılar'" şeklinde birşey duymuştum ama ne kadar doğrudur bilemem. (bol -mış larla -muş larla cümle bir anda "5 çayında one night only dedikodusu yaptığımız zamanlardan birinde" halini almış:)Albümde üstte belirttiğim gibi indie-pop ve indie-rock arasında gidip geliyor. O denge kesinlikle çok güzel kurulmuş. Ayrıcada albümün davulları çok iyi. Gelecek vadeden bir davulcu ve çok etkiliyici bir sesi olan harika bir vokalle beraberiz bu albümde. "You and me"de dans etmekten kendinizi alamıycaksınız. Buyrun o halde.

20 Eylül 2008 Cumartesi

theBestofBobDYLAN

20 Eylül 2008 Cumartesi 0

nasıl bir insandır şu bob dylan?nasıl insanları peşinden çekeceğini bilir ona göre müzik yapar?nasıl hala adından söz ettirir?nasıl?nasıl?nasıl?...3 senedir cevap bulmaya çalışıp daha fazla soru sormama neden olan insan.heralde bütün soruların cevabı "muhteşem bir insan"dır.en iyi şarkıları diyemeyeceğim çünkü her şarkısının kendine has bir star ışığı var.ama the best of bob dylan da blowin' in the wind le başlayan ve hiç bitmeyen anlam fırtınası var.her an her ortama uyan 18 tane şarkı.anlatamıyorum izin vermiyor sanki bob dylan.sen sus sadece dinlemelerini sağla hepsi kendisini anlatır diyor.

hoşçakalın.

theBestofBobDYLAN.

19 Eylül 2008 Cuma

Kings Of Leon

19 Eylül 2008 Cuma 4
Kings Of Leon eli kulağında yepisyeni ve gerçekten güzel bir albümle kapınızı çalmaya hazırlanıyor. tam olarak 4 gün sonra gelecek yeni albümleri Only by the Night şu an kulaklarımı doldurmakta. bende yeni albümün şerefine Kings Of Leon'u sizlerle paylaşayım dedim. eminim bir çok kişi onların müziğine biraz olsun kulak vermiştir. en azından bir kaç şarkısını dinlemiştir. bizlere Tennessee'den seslenen 3 kardeş+ 1 kuzen formatında pek şukela bir alternative-indie rock grubu Kings Of Leon. grubun ismi üç kardeşin babalarının ve büyükbabalarının adı olan Leon'dan esinlenerek konmuş. vokalistin (caleb followill) gerçekten ilginç bir sesi var. tarif edilemez tam olarak. şarkılara değişik bir hava katıyor. dinlemesini pek eğlenceli kılıyor. 23 eylülde çıkacak albümleriyle birlikte toplam 4 tane albümleri var. albümlerin hepsinde de birbirinden güzel şarkılar yer alıyor. dinlerken gerçekten keyif alabileceğiniz, ilginizi çekeceğini düşündüşüm bir grup Kings Of Leon. şincik bir kıyak geçip daha öncede dediğim gibi yeni albümün şerefine bütün Kings Of Leon albümlerini paylaşacağım burda. isteyenler yeni albümü indirmek yerine Last.fm den de tamamını dinleyebilirler. fakat benim tavsiyem eski albümlerine de mutlaka kulak verilmesidir. indiriniz.dinleyiniz.çok seviniz. iyi eğlenceler.

Youth and Young Manhood(2003)
Aha Shake Hearthbreak(2004)
Because of the Times(2007)
(şifre:gluttony)
Only by the Night(2008)

11 Eylül 2008 Perşembe

MGMT - Oracular Spectacular

11 Eylül 2008 Perşembe 0

Last.fm psychedelic, synth-pop demiş bu iki tuhaf herifin yaptığı müzik için. Bir de Yeasayer'e benzetmiş.

İlk albümleri Oracular Spectacular'ı 2008 başında çıkardılar. Yaptıkları müzik 80'ler disco dönemine indie sosu katılmış gibi tuhaf bir çağrışım yapıyor bende. Dinleyince "ne alaka lan?" diyebilirsiniz, hak veriririm, benim abukluğumdur. Neyse, Oracular Spectacular gerçekten dinlemeye değer, eğlenceli ve farklı bir albüm. "İki kişiden nasıl böyle bir müzik çıkıyor ki lan?" bile dedirtebiliyor hatta. Renkli bir sound'a sahipler o yönden. Albümdeki favorilerim The Youth, Time to Pretend, Electric Feel. Neyse uzatmayayım daha fazla.

Oracular Spectacular

The Foxboro Hot Tubs - Stop Drop And Roll!!!




















Foxboro Hot Tubs bir Green Day yan projesi. (Punk bu ortam için biraz absürd kaçar mı diye homesick alyan arkadaşımıza danıştım ki kaçıyor aslında... Neyse sıcak bir cevap aldım içim rahatladı biraz. Hadi hayırlısı bakalım.)

Öncelikle grup Green Day'in bütün elemanlarını içeriyor ve "Stop Drop And Roll!!!" adlı ilk albümlerini 3 ay önce yayınladılar ama bu Green Day'in yeni albümünün önünde bir engel de değil. 9. Green Day albümü yolda yani.

Albüm genel olarak 60'lar sound'unun punk sosu katılmış hali gibi diyebiliriz. Green Day gibi özene bezene yazılıp düzenlenmiş şarkılar içermiyor. Hele American Idiot'tan sonra ilk Green Day albüm girişimi olarak dinlenildiğinde pek tad vermeyeceğini belirteyim. Bunlar demek değil ki albüm kötü. Zaten iyi veya kötü değil mesele, kaygı taşımayan bir albüm aslında. Eğlenmiş Billie Joe ve tayfası. Bunu fark ederseniz sizin de ayak uydurup eğlenebilmeniz, dolayısıyla da albümü sevebilmeniz mümkün.

1) Stop Drop and Roll
2) Mother Mary
3) Ruby Room
4) Red Tide
5) Highway 1
6) She's a Saint not a Celebrity
7) Sally
8) Alligator
9) The Pedestrian
10) 27th Ave. Shuffle
11) Dark Side of Night
12) Pieces of Truth
13) Broadway

"Sixteen and a son of a bitch" dizesiyle başlayan albümle aynı ismi taşıyan şarkıyla açılıyor albüm. Son derece gaz bir giriş şarkısı ancak ilerki şarkılarda sanki albüm bu şarkıdan çıkmış hissi vermiyor değil. Ya da bana öyle geldi, bilmiyorum. 2. şarkı "Mother Mary" albümde en sevdiğim 3 şarkıdan biri, gayet "catchy" bir melodi ve su gibi akan bir şarkı. "Ruby Room" la biraz monotonlaştık derken "Red Tide" imdada yetişiyor ve sakinleştiriyor biraz ortamı. Tre Cool'un olduğu rahatça anlaşılabilecek "1, 2... 1, 2, 3, 4. You're doing it fucking wrong!" nidasıyla açılan "Highway 1" yine havaya sokuyor, "Sakinleşmenin sırası değil!" diyor. Albümde en sevdiğim yine 3 şarkıdan biri olan "She's a saint not a celebrity" yine eşlik edilesi bir melodiyle akıyor. "Sally" ve "Alligator" bana 94 95 Green Day'ini hatırlatan eğlenceli parçalar. "The Pedestrian" ise albümden çıkan ilk single sanırım. "27th Ave. Shuffle" eğlenceli ve hızlı melodisi ama depresif olan sözleriyle albümün yanıltıcısı. Geldik "Dark Side Of Night" a. Albüm konseptinin dışına çıkan tek, dolayısıyla da en dikkat çeken ve albümdeki en sevdiğim şarkı. Pieces of Truth hakkında söyleyecek bir şey bulamadım. Kapanış parçası olan "Broadway" de bana ilk dönem Green Day'i anımsatan güzel bir kapanış parçası.

bu da linki

The Dissociatives


Avusturalyalı Silverchair'i bilen bilir.Cazır cuzur, hayvan gibi gitar ve davullu, Kurt Cobain vokalli sert bir grupken Neon Ballroom ve Diorama gibi kendi tarzlarına göre tuhaf denilebilecek, elektroniğe kayan ama yine de rock öğelerini alt yapısında sağlam bir şekilde bulunduran albümlerle evriminin büyük bir kısmını tamamlamıştı.Kuşkusuz grubun frontman'ı Daniel Johns bu evrimin en önemli sebebiydi ve müziğe bakışı kadar görüntüsü de bir hayli değişmişti.At yelesi saçlarını kesip uslu bir adam olmuştu.İşte tam bu sıralarda da Silverchair'e 5 sene sürecek bir ara vererek, The Dissociatives'ı kurdu.Paul Mac.'la kurduğu The Dissociatives 2004 yılında ilk ve büyük ihtimalle son olacak (yine de belli olmaz açık kapı bırakmak lazım) kendisiyle aynı ismi taşıyan albümünü yayınladı.

İlk Başta albüm hakkındaki bazı beklentileri yok edelim.Silverchair denilince grunge geliyorsa akla yok böyle bir şey.Ne patur putur davul, ne de cazur cuzur gitar var bu albümde.Rock değil yani albüm.Hatta Silverchair'in Young Modern'den önceki son albümü Diorama'ya bakmak bile yanlış diyebilirim.Young Modern ise zaten Silverchair'in son albümü ve The Dissociatives albümü o albüm için bir temel niteliğinde.Albüme 0'dan bakanlar içinse albüm indie veya elektronik karışmış indie veya buna benzer şeyler de değil.Albüm elektronik ama elektronik diyince müthiş deneysel şeyler, aşmış ritimler, absürd efektler de beklemeyin.Albüm kendi konseptine bağlı.Kendini aşan bir parça yok, böyle dinlenilmemesi gerek.Benzer melodiler ve müzik içinde birbirini andıran parçalar bulunduruyor.Eğlenceli piyano partisyonlarıyla dolu ve akılda kalıcı vokallerle bezeli olmasının yanında arkadan kendini hissettiren ve oldukça fazla olan basit elektronik öğeler de içeriyor.Mutlu bir pop albümü yani bu ama biraz daha değişik.İyi hissettiriyor ve suratta aptal bir gülümseme bırakabiliyor dinlenildiğinde.Ben çok seviyorum, siz sevmeyebilirsiniz tercih meselesi ama farklı bir şeyler dinlemek açısından gerçekten dinlemeye değer.

"We're Much Preferred Customers" 'la açılıyor allbüm.Vokal ağırlıklı alt yapısı zayıf, bayıcı diye yorumlanabilecek nitelikte ama şahsen hiç te fena olmayan bir açılış.Sonra hop diye hareketleniyoruz zaten birden ve albümün ilk single'ı olan ve kendini fazlasıyla belli eden "Somewhere Down the Barrel" giriyor.Son derece eğlenceli, alt yapısı sağlam bir pop şarkısı.En az kendisi kadar eğlenceli ama az biraz çok az daha bir melodik olan "Horror with Eyeballs" 'la iyice havaya giriyoruz.Sonra ritim, piyano, akustik gitar, ıslık derken bir de Daniel Johns çığırışlarıyla ninni etkisi yaratan ama bir yandan da rock adına da bir şeyler duyabileceğiniz, enstrumantel bir parça olan "Lifting the Veil from the Braille" 'la alt yapıya doyuyoruz.Sıradaki "Forever and a Day" albümdeki en sevdiğim parça ve herkese tavsiye ederim."Thinking In Reverse" nakaratıyla dikkat çekiyor."Paris Circa 2007 Slash 08" yine enstrumantel bir parça ama bu sefer biraz daha deneysel."Young Man, Old Man" albümün ikinci single'ı ve albümün en akılda kalanlarından. "Aaängry Megaphone Man" iniş çıkışlarıyla ve mükemmel Daniel Johns vokalleriyle albümde en sevdiğim 2. şarkı.Son şarkı "Sleep Well Tonight" ise fazlasıyla sakin ve ninni gibi.Adeta iyi uyutmak için yapılmış bir kapanış.

8 Eylül 2008 Pazartesi

The Dead 60's

8 Eylül 2008 Pazartesi 0
Grubun aynı adlı albümü mayıs 2005te raflardaki yerini almıştı.Albüm en beğenilen parçayla(Riot radio) açılış yapıyor ve bitene kadar da karşıkonulmaz ritimleriyle sizi esir alıyor.Albüm başından sonuna adeta sizi bir asi olmaya çağırıyor.Klipleri ve genel olarak soundıyla dikkat çeken bir grup olmayı başarmış the Dead 60’s.Genelde ska punk pek dinlememe rağmen bu grubu dinlemekten kendimi alamadım,albüm hakkında bir fikir edinmek isterseniz riot radio, loaded gun,ghostfaced killer kliplerini seyredebilirsiniz,özellikle riot radio şarkısının klibini izlediğnizde isyan nedir görüyorsunuz.Albümde dikkat çeken şarkılar gene riot radio,you’re not the law,a different age.. Son günlerde biraz sıradışı birşey dinlemek istiyorsanız tavsiyemdir.
link

Ratatat-Classics

Ratatat arada sırada kulağıma gelen ama hiç de dinlemeye kalkışmadığım bir gruptu şu bi kaç gün öncesine kadar ,bir yerde rastgeldim ve dinledikten sonra neler kaçırdığıma pişman oldum diyebilirim.Eğer sizde hiç dinlemediyseniz durmayın koşun dinleyin heheyt(çok gaza getirici oldu ama inanın hakeden bir grup).Gelelim albüme classics albümüne,başından sonuna çok eğlendirici,sizi dans etmeye yöneltip bi de üstüne robotumsu şekilde dans figürleriyle eğlenmenize vesile olabilir.Albümün tamamı enstrümantal, bir yerinde bile vokale rastlayamıyorsunuz ama bu albümle tamamıyla bütünleşmiş,dinledikten sonra vokal olmaması en iyisi diye düşünüyorsunuz zaten.Albümün şarkı listesi şu şekilde:
1. "Montanita"
2."Lex"
3."Gettysburg"
4."Wildcat"
5."Tropicana"
6."Loud Pipes"
7."Kennedy"
8."Swisha"
9."Nostrand"
10."Tacobel Canon"
Montanita şarkısı bir ilginç tetris müziği havasına sahip, buna rağmen çok güzel bir şarkı(tetris müzikleri kanımın çekilmesine sebep olur)Lex albümün en iyi iki şarkısından biri ,içinizde birşeyler dansediyormuş gibi hissedebilirsiniz,melodisi inanılmaz başarılı.Gettysburg arada kaynayan ama aslında gayet başarılı olan bir parça diyebiliriz, albümün en iyi iki şarkısının arasına sıkışmış olması çok ezik bir durum tabi ama kendisini de seviyoruz burdan ona selam göndermek istiyorum ,,ve işte Wildcat te sıra tam anlamıyla süper bir şarkı, aralara serpiştirilmiş olan kedi miyavlamasımsı(?) ilginç şeyler çok şirin, tetris havası burdada göze çarpmakla birlikte kafanız kendi halinde sağa sola dansetmek isteyebilir, hakim olmanız tavsiye edilir.Tropicana şarkısı ortalama güzellikte ,albümün havasına yakışan bir şarkı.Loud Pipes da melodisi güzel olan şarkılardan ,albümün temposuna uyuyor.Kennedy uptıs uptıs bir havaya sahip ,havalı ve ayriyetten ciks desek yalan olmaz.Swisha'nın ise temposu düşük ve kendini albümün diğer şarkılarından başarıyla ayırıyor aferim ona.Nostrand trip-hop havası ağır basan , düşük tempolu şarkılardan gene , albümün sakin bir finale sahip olmasında katkısı büyük.Tacobel Canon a gelince bende o şarkının olmadığını şimdi farketmekle beraber aradım mamafih bulamadım demek istiyorum, iyi, hoş ,güzel olduğuna eminim ileriki günlerde dinler de beğenirsem kendisini buraya ekleyebilirim. Neyse bu eğlenceli albüm turumuzda burda sona eriyor.Herkese iyi ratatat dinlemeler efenim..
işte link

Search

 
◄Design by Pocket► Distributed by Blogspot Templates